Selanik, Yunanistan, Plateia Aristotelous

Aristoteles Meydanı’nın tarihi, 1917’de şehrin üçte ikisini tahrip eden yangınla başlıyor. O zamana kadar, Osmanlı egemenliğinin altında yüzlerce yıl kalan Selanik, hiçbir meydanı olmayan oryantal bir şehirdi ve yapılan her bir yapılandırma ve ya yenileme girişimi, çok yoğun bir şekilde inşa yapılan bölgenin yıkmanın imkânsızlığıyla karşı karşıyaydı. Fakat ateş, mimarların başaramadıklarını başarmıştır. Proje 1918 yıllında Fransız Ernest Hebrard tarafından yapıldı, fakat ancak 1950 yıllında tamamlanmıştır.

Herceg Novi, Karadağ Trg, Herceg Stjepana

Herceg Novi, İtalyanca olarak Castelnuovo; adından anlaşıldığının aksine yeni değildir, oldukça eski sayılmaktadır. Şehir, günümüzde merkezdeki meydanın adını taşıdığı Bosna Kralı I. Stephan tarafından, bir balıkçı köyünün bulunduğu yerde 1382 yıllında kurulmuştur. Türkler şehri 1482’de fethediyorlar ve iki yüzyıl boyunca burada kalıyorlar, sadece şehir İspanyoların altındayken küçük bir kesinti yaşanıyor. Herceg Novi 1687 yılında Venedik, sonra Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun eline geçiyor, daha sonra Napoleon, Ruslar, sonra Mussolini’nin altında kalıyor, daha sonra Yugoslavya’nın bir parçası oluyor. Tarihinin, hepsi olmasa da, meydanda bulunabilir. Paradoksal bir meydandır, çünkü palmiye ağaçları ile çevrili muhteşem bir Ortodoks kilisesi olan bir İtalyan türü meydandır. Gayri resmi olarak, meydanın ismi Belavista’dır. Buradan deniz, bir Osmanlı saat kulesi, İspanyol kalesi, Katolik kilisesinin kampı ve alttaki şehrin manzarası görürebilir.

Český Krumlov, Çek Cumhuriyeti, Náměstí Svornosti

Náměstí Svornosti, 45 x 60 metre çapında küçük bir meydandır. Onu olağanüstü kılacak bir belirtisi olmasa da güzeldir ve Rönesans cephesi ile gruplandırılmış birkaç evi ve bir Barok kemeri vardır. Bir tarafı, Barok sütunları olan Belediye’nin eski binasıyla sınırlanmıştır. Almanca Krumau olarak bilinen şehir, tarihte ilk defa 13. Yüzyılında bir şiirde söz edilen görkemli kalenin etrafında gelişmiştir. Kentsel bakımında kale, merkezi konum olarak kalmıştır; meydan ise, hem boyutlarından hem de Vltava Nehri’nin bir menderesindeki konumu tarafından dayatılmasından dolayı ikincil bir rol oynamıştır. Yine de, ünü dünya çapında yayılan ve bu denli küçük bir burgun sayesinde çok sayıda turist tarafından ziyaret edilen, o bölgenin büyülü manzarasının bir unsuru olarak kalmaya devam etmektedir.

Elburg, Hollanda, Marktplatz

Elburg Meydanı, iki ana caddenin kesişiminin sonucu olup, çok daha küçük bir ölçekte şehirin haritasını temsil eden kare boyutunu tekrarlatmaktadır. Elburg, tüm önlemlerin altın sayısıyla ilgili olacak şekilde tasarlanan, mükemmel bir geometrik yapıya sahiptir. Herhangi bir değişiklik olmadan korunan şehrin şekli, 1392 ile 1396 arasında yapılmıştır ve Orta Çağ için bir istisnadır. Tüm yollar, dörtgenin geometrik merkezinde tam olarak yer alan meydan ve kenarlarla bağlantılıdır.

Leira, Portekiz, Praça Francisco Rodrigues Lobo

Meydan, Leira topluluğunun sosyal ve ekonomik yaşamında önemli bir role sahiptir; kafeler ve teraslarla doludur ve burada birçok etkinlik düzenlenmektedir. Meydandaki kaldırım, Portekiz’deki kaldırımların en güzellerinden biri olarak sayılmaktadır. Ortaçağ döneminde, meydanda mevsimlik fuarlar düzenlenmiştir.

Plaza Mayor from Mogarraz, Spain

Mogarraz is a small, historic settlement in Sierra de Francia, the mountains near Salamanca. The origins of the settlement stem back to the 11th century, when it was founded by the Gascons. The village is well-known today in Spain due to the hundreds of portraits of locals, drawn on house walls by Florencio Maíllo, a local artist who began this undertaking in the 1960s, as the settlement became increasingly depopulated. Mogarraze is also interesting for its maintenance of a large part of its older architecture, and because its structure is close to the original one, with an eccentric square, and a fairy-tale atmosphere.

Plaza nueva, Bilbao, Ispanya

Bura barlar, dükanlar, mehmanxanalar, terraslar və restoranları ilə həyat dolu bir meydandır. 1821-1851 illəri arasında neoklassik üslubda inşa edilmiş, üç mərtəbəli və bir sütunlu eyni hündürlüklü binalarla əhatə olunmaqla Plaza Nueva adlanır və bu şəhərin orta əsrlər meydanından fərqli olmaqla, sahəsi 3400 kvadratmetr təşkil edir.

Binalarının funksional üslubu və zəngin dekorasiyasının olmaması Maarifçilik fikirlərini əks etdirməkdədir, belə ki, meydanın inşasına bir neçə onillikdən sonra başlanılmasına baxmayaraq, onun layihəsi XVIII əsrin sonlarında tərtib edilmişdi. Meydanın ilk memarı Silvestre Pérez olmuşdur. Bütün məkan insana nəhəng, lakin səmimi bir saray salonu hissi verir. Hər bazar günü Plaza Nueva antikvar yarmarkasına ev sahibliyi edir.

Tavisuplebis Moedani from Tbilisi, Georgia

A true symbol of Georgian independence, this area was named Freedom Square in 1918, during the First Georgian Republic. The name returns after the collapse of the USSR, proudly defining the country’s current identity, strengthened by the golden statue of Saint George defeating the dragon, which was placed here in 2006. It is interesting to note how the successive names of the square perfectly represent the history of Georgia in the modern age. When the square is built in the beginning of the 19th century, it is called Erevan or Ivan Paskevich Square – named after the general of the Russian Imperial Army, who conquered Erevan, eventually receiving the title of Count of Erevan. In the time of the USSR it was first called Beria Square, then Lenin Square, with a statue of Lenin dominating the centre until 1991. 

An interesting look into the dynamics of the urban network of the city: at first, when there was an intersection of trading routes with an inn, rather than a square, this area was located towards the margins of the settlement. The gradual development of the commercial margin of the city eventually becomes a centre, something encountered in many big Western European cities. An especially adventurous historical episode takes place here: in 1907, the square is the scene of a famous bank heist, organised and led by Stalin himself.

Český Budějovice, Çek Cumhuriyeti, Náměstí Přemysla Otakara II

Meydan, Avrupa’nın en büyük meydanları arasındadır ve 1256 yılında, Almanca’da Budweis denilen şehri kuran Bohemya Kralı II. Ottokar’ın ismini taşımaktadır. 16. yüzyılda inşa edilen Kara Kule ve Aziz Nikolas Katedrali, güneydoğu köşesinde bulunmaktadır. Belediyenin barok binası, meydanın ters köşesindedir. Merkezi noktasında, çok özenli bir barok dekorasyonla Samson’un Çeşmesi bulunmaktadır. Arması olan 48 ev, bir bira fabrikası ve bir tuz borsası meydanı tamamlamaktadır.

Cáceres, İspanya, Plaza Mayor

İspanya’nın en büyük meydanlarından biridir ve ortaçağ kentinin tam girişinde bulunmaktadır. Kuruluşu, alanın önemli geleneksel kutlamalar için kullanıldığı 11. yüzyıla kadar uzanmaktadır. Binalar, farklı zamanlara dayanmaktadır fakat hepsinde 16. yüzyıla ait zemin kat kemeri bulunmaktadır. Kuzeybatı tarafında, şehrin sembolü haline gelen bir yapı olan Bujaco Kulesi hemen göze çarpmaktadır. Arap egemenliğine dayanır ve Roma dönemine ait temeller üzerine inşa edilmiştir. Görünüşe göre ismi, bu bölgede samandan yapılmış bebekleri belirtmek için kullanılan bujacos kelimesinden esinlenilmiştir.

Avrupa Meydanları

Avrupa meydanlarındaki yaşam, şehirden şehre, ülkeden ülkeye, kültürden kültüre farklıdır. Gece yarısına doğru, yoldan geçen son insanlar, Kuzey Almanya şehirlerinin meydanlarından oldukça aceleyle geçip evlerine giderken, İber Yarımadası’ndaki meydanlar hala neşe ve gürültü içerisinde olup, yarın yapılacak her hangi bir işleri olmadığının izlenimini veren insanlarla doludur. Meydandaki kalabalık, gece yarısından sonra birkaç saat daha devam eder. Avrupa kıtasındaki en canlı pazar gösterisinin İspanyol şehirleri tarafından sunulduğu açıktır. Kışın, kuzey ve güney arasındaki kontrast bu bağlamda temkinlidir, çünkü kuzey meydanlarının Noel fuarları vardır, fakat güney meydanlarının yaz mevsimine  göre daha boş olmalarına rağmen, karlı çıkan yine onlardır. Hangi ülkeden olursa olsun, bir Avrupa şehri meydanı, mevsimden mevsime farklı ritimler ve ritüeller yaşar, değişik görünümler kazanır.

Şehir meydanları Avrupa’nın her yerinde bulunur; sitemizde tüm kıtadan meydanlar sunulmaktadır. Avrupa’nın, meydanlar açısından bazı ayrıcalıklı alanları vardır. Güney Akdeniz mükemmel, iklimi de müsait fakat Baltık kıyılarının, güneydekilerden çok daha az bilinen, ilgimizi hak eden olağanüstü meydanlara sahip olduğunu unutmamalıyız. Kuzey ve güney arasında belirgin bir fark vardır, ancak meydanlar daha da iyi gruplandırılmıştır. Onları haritaya yerleştirmek için zaman ayıranlar, güzel, estetik açıdan ilginç ya da hikayeleri olan meydanlar aslında Avrupa’nın çeşitli bölgelerinde bulunduğunu, hatta birbirleriyle bir çeşit “ağ” oluşturduklarını anlayacaklar. İnternet icat edilmeden çok önce, şehirleri birbirine bağlayan, benzer kentsel sistemler yaratan görünmez bağlantılar vardı. Birbirlerinden ne kadar farklı olurlarsa olsunlar, işlevlerinden bize sergileyen içindeki insanların yaşam tarzlarına kadar, tüm meydanların tutarlı, ortak noktaları vardır.

Mükemmeliyetle, pazarların ülkesi İtalya’dır. Başyapıt sayılan hemen hemen tüm meydanlar Roma’nın kuzeyindeki şehirlerde bulunmaktadır. Hakkında bilinmeyen ya da çok az bilinir olduğunu söyleyebileceğin tek bir meydan bile bulamazsın. Ancak, site seçkisinde, turistlerin daha az yürüdüğü, ancak Palmanova gibi şehircilik tarihi için çok ilginç olan bazı meydanları ön plana çıkarmaya çalıştım. Başka bir örnek, o kadar ilginç olmayan, ancak volkanik bir tortul kaya üzerindeki yüksekte, küçük ortaçağ kasabasının çok iyi yapılandırılmış dar bir mekansal bağlamda bulunan Pitigliano’daki meydanıdır. Kuzey İtalya’daki meydan sayısı çok fazladır, hatta ve hatta şehirlerden bile daha fazladır, çünkü şehirlerin tek bir meydanı değil, meydan sistemleri vardır. Öte yandan, İtalya’nın güney yarısında çok daha az güzel meydanlar bulunur, ancak burada da önemli istisnalar vardır.

Adriyatik’in diğer tarafında, Dalmaçya kıyılarındaki şehirlerin meydanları, Venedik meydanının bir uzantısı olarak görülmelidir. Dalmaçya kıyıları, meydanlar açısından yeterince yorumlanmamış bir bölgedir. Buradaki şehirler Venedik mallarıydı, ama diğer kültürlerle, özellikle Güney Slav kültürüyle karşılaşma, meydanlara muhteşem yerel nüanslar kattı. Slovenya, Hırvatistan ve Karadağ bu şehirleri paylaşıyor, ancak diğer Balkan ülkelerinde de ilginç pazarlar bulunabilmektedir.

Alplerin kuzeyinde, Orta Avrupa’da, eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu topraklarında, ilginç şehir meydanlarının sayısı yine çok yüksektir. Buradaki tarihi meydanlar, İtalya’daki meydanlardan birkaç yüzyıl sonra ortaya çıktı ve İtalyan meydanlarından büyük ölçüde etkilenmelerine rağmen, kendilerine has bir çizgi ve kişiliğe sahip oldukları görülebilir. Eski Avusturya-Macaristan İmparatorluğu topraklarında bile, dağılım tekdüze değildir ve paradoksal olarak, güç merkezi olan Avusturya, en ilginç ya da en çok pazarlara sahip olan ülke değildir. Çek hükümeti tarafından mimari rezervasyon olarak ilan edilen ve yasalarla korunan Bohemya ve Moravya’da bulunan yaklaşık olarak 40 tarihi şehrin tamamı, büyük ve çok güzel bir meydan etrafında gelişiyor. Buradaki meydanların çok az bilinmesi bir haksızlıktır. Slovakya, Slovenya, Macaristan veya Romanya’daki şehirler aynı “modeli” takip eden meydanlara sahiptir, ancak bu ülkelerde meydan sayıları çok daha azdır. Bu Orta Avrupa şehirlerinin neredeyse tamamı aslında Orta Çağ’ın başlarında buraya gelen Alman yerleşimcilerin kaleleriydi. Yine paradoksal olarak, bu Orta Avrupa şehirlerinin meydan sistemi, Almanya’daki şehirlerinkinden çok daha “karmaşıktır”. Bununla birlikte Almanya, II. Dünya Savaşı’nda yaşanan bombalamalara rağmen, Harz Dağları’ndaki ortaçağ pazarları gibi pek çok ilginç meydanları olan bazı özel alanlara sahiptir.

Meydanlar açısından bir başka ayrıcalıklı bölge, daha önce bahsedilen alan, yani İber Yarımadası’dır. İspanya ve Portekiz “dinamik” meydanlara sahip olan ülkelerdir.

Ancak meydanların yakın tarihinin bir “kültürel ithalat” olduğu yerlerde bile, örneğin Karadeniz ve Hazar Denizi arasındaki Kafkasya şehirleri gibi 19. veya 20. yüzyıldan itibaren kurulan meydanlar, tarih ve yerel gelenekleri bir arada kapsayan çok ilginç bir sentezi oluşturmaktadır. Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te İpek Yolu üzerindeki eski kervan durağı, bugün Meidan Meydanı veya Vahtang Gorgasali’nin bulunduğu yerdir.

Herhangi bir seçki olduğu gibi, ki sürekli olarak yeni resimler ve metinlerle zenginleştirilmiş olmasına rağmen, sitemizdeki seçki de haksız ve eksiktir.

Bourtange, Hollanda, Marktplein

Bugün 133 evi olan ve en fazla 300 kişinin yaşadığı bir köydür. Bourtange, Holanda Ayaklanması sırasında Sessiz Willem’in emriyle, 1593 yılında bir askeri kale olarak inşa edilmiştir ancak, 1851 yıllında defans görevlerini resmi bir şekilde kaybettikten sonra ustalar ve çiftçilerin yerleşim bölgesi haline gelir. Asıl görevi, İspanya’nın altında bir şehir olan Groningen’i, Almanya’yla birbirine bağlayan yolu denetlemekti. Avrupa’nın en görkemli yıldız şeklindeki kalelerinden biridir. Pentagonal planı, kanal ve takviye ağı orijinal projeye sadıktır. Meydan, geometriğin merkezindedir ve kalenin içindeki yapıların düzeninin beşgen şeklini sürdürür. Çevresi, yaşı 300 yıldan fazla olan 14 ıhlamur ağacı tarafından mükemmel bir şekilde tanımlanmıştır. Meydanda en önemli konutları bulundurmaktadır çünkü kaledeki binalar için hiyerarşik olarak bir yerleşim düzeni düşünülmüştü: kaptanın evi, komutanın evi, okul müdürün evi. Protestan Kilisesi 1869 yılından beri ayaktadır ve meydanda olmasa da, çok yakın bir yerdedir.

Alameida, Portekiz, Praca de Sao Paolo

Sınırın Portekiz tarafında, tahkimatların sayısı İspanya’dakilerden bile daha fazladır. Almeida, 1641’de inşa edilen Vauban tipinde 12 katlı bir kaledir ve Portekiz’in kuzey tarafında yer almaktadır. İspanyollar, tarih boyunca sadece bir kez buraya girmiştir, o da Fransızların yardımıyla. Düzensiz bir kare olan meydan, yıldızın mükemmel olmadığı gibi, geometrik olarak da tam konumlandırılmamıştır, ancak kalenin kenarlarına göre merkezi olarak rol aldığı mümkün olduğu kadar açıktır.

Coimbra, Portekiz, Praça 8 de Maio

Coimbra üniversitesiyle ünlüdür ve şehrin anıtsal meydanları üniversite bölgesinde bulunmaktadır. Şehrin ayrıca, büyüklüğü mütevazı fakat tarihsel oranların dengesiyle ikna edici olan, küçük bir mücevhere sahiptir. Bu mücevher, şehrin merkezinde Santa Cruz Manastırı’nın önünde bulunan ve devamında Câmara Municipal olan E Praça 8 de Maio’dur. Bu küçük alan, Portekiz’in ilk iki kralının gömüldüğü kilisenin elinin yüksekliğinin ve ihtişamından sadece küçük bir ölçüde etkilendiğini göstermektedir. Diğer üç taraftaki binalar, ortadaki çeşmenin yanı sıra görülebilir. Meydanın yeni tasarımı çağdaş olması, bunun katkıda bulunmaktadır.