Nový Jičín, Çek Cumhuriyeti, Masarykovo náměstí

Şehir on üçüncü yüzyılın sonlarında büyük olasılıkla boş bir arazide, çok düzenli bir yapıya sahip olarak sıfırdan başlayarak kurulmuştur. Neredeyse eşit kenarlara sahip olan meydan, binaların çok farklı stillerini yan yana koyuyor. Alpler’in kuzeyindeki en güzel meydan olarak kabul edilmiştir ve tüm kenarları sıra kemerlerle çevirilidir. Kemerlerin inşaatı, neredeyse tümünün ahşaptan inşa edildiği önceki evleri yok eden büyük bir yangının ardından 1503 yılında başladı. Kemerlerin amacı, esnafların tezgahlarını korumak ve mazhaus’un girişini kolaylaştırmaktı. Mazhaus, zemin katlarda bulunan büyük odaların adıydı. 1768 ve 1773 yıllarında çıkan diğer yangınlar yine meydanı etkiler, bu yüzden cepheleri on dokuzuncu yüzyılda, tarihi ve neoklasik tarzda, yeniden inşa edilmektedir. Meydanın ortasında, 1680 yılındaki veba salgının anısına inşa edilen muhteşem bir veba sütunu bulunmaktadır.

Burada ayrıca, çocukların ve ticaretin koruyucusu Aziz Nikolaos’un bir heykeli ve su hareketleri belediye binasındaki saatle senkronize edildiğinden dolayı “zaman” olarak bilinen çeşme de bulunmaktadır. Novy Jičín’de, Avrupa’nın en eski şapka fabrikası vardır; meydandaki bir yapı, şapka üretimine adanmış bir müzeye ev sahipliği yapıyor.

Palmanova, İtalya, Piazza Grande

Palmanova, 1593 yılında Venedik savunması için bir yıldız kalesi, askeri bir şehir olarak inşa edilmiştir. Tarih boyunca şehir, sadece Venedik’in Gradisca’daki savaşında Avusturya’ya karşı girdiğinde bir kez mücadele etmiştir. Scamozzi tarafından geliştirilen ideal planını, bugüne kadar değişmeden kaldı.Temel yapısı dokuz yüzlü bir poligon olsa da, merkez meydanı altı kenara sahiptir ve kale girişlerin her biri doğrudan ona bağlıdır. Bu şekilde meydan, ona doğru giden altı arteri barikatlayarak izole edilebilir ve savunulabilirdi. Fakat buna hiç ihtiyaçı olmamıştı.

Lizbon, Portekiz, Praca de D. Pedro IV

Meydan, resmi olarak Praca de D. Pedro IV tanımlasa da, yerel halk tarafından Rossio adıyla bilinir. Ortaçağdan beri Lizbon’un kalbi ve önemli tarihi olayları barındıran bir alan olmuştur. 1450 yılında, meydanın kuzey tarafında ve bugün tiyatro binasının bulunduğu alanda, Paco dos Estaus inşa edilmiştir. Başta saray, yabancı devlet adamları ağırlamak amacıyla tasarlanmıştır. Daha sonra Engizisyonun merkezi haline gelir. Rossio, zamanla, onun tarafından emredilen kamu icralarının bir sahnesiydi, bugünkü görünümü büyük ölçüde 1755 yılındaki depremden sonra, mimarlar Eugenio dos Santos ve Carlos Mardel tarafından koordine edilen, Martiz Pombal’ın planlanan yeniden yapılandırmasıdır. Tipik bir Portekiz mozaiği olan görkemli kaldırım, ondokuzuncu yüzyıla kadar uzanmaktadır. Kral Pedro IV’ün heykeli, 1874 yılında dikilmiş olan merkez sütununa hakimdir, dolayısıyla meydanın resmi adıdır.


Sibiu, Romanya, Piata Mare, Piata Mica

Almanca GroBer Ring’de adı geçen Küçük Meydan’ın varlığı, 14. yüzyıldan beri tasdik edilmektedir. Ana olaylar için bir sahne olarak yer almıştır ve kamu icraları için bir mekan olarak hizmet verdi; aynı zamanda tipik Orta Avrupa’ya göre, Roland’ın bir heykeli, delilerin kafesi ve günümüzde Katolik kilisenin avlusunda bir sütunu bulunan St. Joan Nepomouk’in heykelini barındırmıştır. Küçük Meydan veya Küçük Halka, başlarda şehir surlarının dışındaydı ve varlığını Sibiu’daki ikinci bir müstahkem binanın inşasına borçluydu. O dönemde yapılan evler, eski savunma duvarlarının dairesel rotasını izledi ve bu, meydandaki binaların neden dairesel bir şekle sahip olduğunu açıklıyor. Zemin kattaki maçalar, loncaların dükanlarını barındırmıştı.

Valladolid, İspanya, Plaza Mayor

İspanya’da en büyüklerden biri olan Valladolid Plaza Mayor85, 122 metre uzunluğuda ve 82 metre genişliğinde olup, mükemmel bir dikdörtgen şekline sahiptir ve bu ölçüleri sayesinde 3 x 2 bir oranını tanımlamaktadır. İspanya’da yapılan bu türündeki ilk meydanıdır. 1617 yılında Madrid’de inşa edilen merkez meydanı ve 1729 yılında Valladolid Plaza Mayor’daki mimarlığını mükemmele ulaştıran Salamanca’da inşa edilen meydan için bir örnek olmuştur.  Daha sonra yapılan, İspanya ve Güney Amerika’daki bir dizi meydan bu iki modeli takip ettiğinden dolayı, doğrudan olmasa da yine Valladolid meydanıyla ilgilidir.21 Eylül 1561 yılında büyük bir yangın Valladolid şehrini kuşatıyor ve üç gün boyunca evlerini yakıyor. Şehir sefaleti yeni kentsel fikirleri hayata geçirme fırsatını yaratıyor. Yeni meydanın projesi, rönesansın denge ve simetri prensiplerini takip ediyor. Meydan, portiğin aralarında girecek, ortada tamamen boş olacak şekilde, kapalı bir dikdörtgen olarak düşünüldü. Mimar Francisco de Salamanca, tıpatıp benzer ön cepheleri inşa eder ve onları aynada yansıtır şekilde düzenler; bunların arkasında yetkililer ve lonca üyeleri için yaşam alanları vardır. Alt katta, meydanın etrafında bir sütun bulunmaktadır.

Wismar, Almanya, Markt

Baltık Denizi limanı olan Wismar, Hansa Birliği’nin bir parçası olarak on üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda gelişir. 10.000 metrekarelik bir alana sahip olan şehrin merkezi meydanı Am Markt, kuzey Almanya’nın en büyük ve en güzel meydanlarından biridir. Binaları, çeşitli mimarileri göstermektedir; tipik olan ve kuzey Gotik stiline ait, on dördüncü yüzyılın kırmızı tuğla evlerinden, geçen yüzyılın başlarından neoklasik veya Art Nouveau cephelerine kadar farklı mimari stiller bulunmaktadır. Meydanın odak noktası, 1602 yılında Hollanda’dan getirilen zengin metal süsleri olan Wasserkunst çeşmesidir. 1380 yılında inşa edilen Alter Schwede ismindeki kırmızı tuğlalı bir Aristokratın evi, meydanın bu tarzı olan evlerin en eskilerinden biridir, bakışları üzerine toplamaktadır.

Timişoara, Romanya, Piața Unirii, Piața Libertații

1716 yılında, Eugene de Savoya’nın birlikleri Timisoara’yı Türklerin ellerinden aldı. Avusturyalılar, Avrupa’nın en büyük burç şehirlerinden birini burada inşa etmeye karar verdi. Şehirin tahkimatıları ondokuzuncu yüzyılda yıkılmıştır, ancak tipik Orta Avrupalılara göre inşa edilen iki meydan, bugün hala yerlerindedir.

Saraybosna, Bosna Hersek, Bascarsija

Baščaršija dates back to the 15th century, when İshakoğlu İsa Bey, the Turkish governor of Bosnia, builds Sarajevo. In keeping with the Oriental urban tradition, the cities have no square but a bazaar- this is what Baščaršija means and it was the commercial, administrative and cultural heart of the place. Here, mosques were built, along with shops, a library, a clock tower, inns. When the city becomes part of Austro-Hungary in 1878, the new rulers desire its transformation into a European city. A fire helps with the architects’ plans and the central space of the bazaar, dominated by a minaret in the 16th century, becomes a square. Today, it is unofficially known as “Dove square”.

Stralsund, Almanya, Alter Markt, Neuer Markt

Eski Meydan ve Yeni Meydan, şehirin farklı uçlarında, neredeyse simetrik olarak coğrafi merkeze konumlanmış, Orta Çağ için tamamen atipik bir dağılım içinde yer almaktadır. Taşıdıkları isimlere rağmen, büyük olasılıkla kuruluş tarihleri aralarında çok fazla yıl yoktur. Alter Markt ilk olarak 1277 yıllında bir belgeyle forum olarak adlandırılmaktadır. Neuer Markt ise, on yıl sonra, 1285 yıllında resmi bir şekilde tanımlanır. Eski Meydan her zaman başrole sahiptir, ancak ikisi de birçok bakış açılardan şekil, yüzey ve hatta paylaştıkları işlevlerden dolayı birbirlerine benzemektedir. Kırmızı tuğlalı gotik kiliselerle su arasında izole edilen Stralsund, görkemli bir ortaçağ Baltık Denizi şehridir.

Schwerin, Almanya, Am Markt

Schwerin Am Markt, tam olarak bir meydanın tanımıdır. Kentin kurulduğu günden bu yana yer alan, şehrin coğrafi merkezinde, hemen hemen eşit tarafları olan bir dörtgen, katedralden belediye binasına kadar tüm önemli binaları bir araya topluyor ve uzaktan, bir masal kalesi tarafından domine edilimektedir. Meydanda uygulanan, Aslan Henry zamanında belirlenen sıkı ticari kurallar, şehri ekonomik olarak geliştirmek için tasarlanmıştır. Her ticaret türünün önceden belirlenmiş bir yere sahiptir. Örneğin, balık sadece meydanın kuzeydoğu bölgesinde satılabilirdi. Kasaplar, kapalı tezgahlara sahip olmak zorundalardı. Meydanda, yanlızca yerel esnaf ve sanatkârların mallarını getirmelerine izin verilirdi. 1171 yılından sonra, yılın sadece bir gününde yabancı tüccarlar da buraya gelebilirdi.

Naarden, Hollanda, Markt

Naarden Meydanı’nda olağanüstü bir şey yok. Düzensiz ve çok büyük olmayan bir alan, 15. Yüzyılda, Protestan Reformu’ndan önce Aziz Vitius’a ithaf edilen ve Kuzey Gotik tarzında inşa edilen kırmızı tuğladan bir kilise olan Grote Kerk çevresindedir. Ancak bu kilise, 1557 yılındaki İspanyol işgali sonrasında yanmadan kurtulma şansına sahip olan Hollanda’daki en eski kiliselerden biridir. Kilisenin yanında, meydanda, Naarden’de doğan Comenius’un heykeli bulunmaktadır. Meydanın bir köşesinde, belediyenin Rönesans binasını, alegorik insan figürleriyle süslenmiştir. Piyasada çok özel bir şey olmasa bile, bir bütün olarak muhteşemdir. Markt, su dolu bir çift hendek kuşuyla çevrili bir yıldız surunun merkezidir.

Amersfoort, Hollanda, Marktplein de Hof

Şehir, zaman içerisinde sürekli değişime uğrayan sınır izlerini koruyor. Merkezi çevreleyen duvarlar on beşinci yüzyılda yıkılmış ama, “muurhuizen” denilen ve kilden yapılmış ev-duvarları hala eski şehir sınırları göstermektedir. Eski şehrin dışında, ana yollarının üzerinde, doğrusal kenar mahalleler gelişmiştir. Zamanla, onlar ve şehir arasındaki boşluk dolduruldu ve şehir devamında, karayolunun ötesinde de genişledi. Marktplein de Hof meydanı ise, merkezde kalmaya devam etmiştir.

Dubrovnik, Hırvatistan, Trg Luza, Gunduliceva poljana

Dubrovnik’in büyük meydanı olan Trg Luza, kaleyi batıdan doğuya çaprazlayan, Stradun veya Placa adı verilen en geniş arterin sonunda yer alıyor. Her ucunda, bir kapı ve bir meydan ile işaretlenen şehre ait bir giriş noktasını temsil eder. Hava fotoğrafçılığında açıkça görülebilen bu yapı, şehrin eski oluşumuyla ilgilidir. On yüzyıl önce, Stradun’un şu anki rotası, bir adada yer alan antik Yunan-Roma Ragusa kolonisini, kıtadaki Dubrva’daki Slavların yerleşiminden ayıran bir kanaldı. 11. yüzyılda, kanal tıkanır, iki toplum birleşir, ancak aralarında olan rekabet ve karşılıklı aşağılama hiçbir zaman son bulamayacaktır. Bir yüzyıl sonra aynı duvarların içinde mevcuttur. Ana meydan, synoikisis sürecinin klasik şemasını takiben, iki toplumun coğrafik temas noktasında şekillenmeye başlar. Trg Luza bu şekilde doğdu ve tarih boyunca burada en önemli yapılar inşa edildi: katedral, Orlando heykeli, Rektör Sarayı, Sponza Sarayı, Saat Kulesi, Onufrie’nin Küçük Çeşmesi. Çeşmenin sokağı, Luza Meydanını, 1667 depreminden sonra inşa edilen ve kentinin ikinci önemli meydanı olan Gunduliceva Poljana’ya bağlar. Ayrı ayrı düşünülmüş olsa da, bu iki meydan bir sistemi oluşturmaktadır.