Plaza de la Corredera from Córdoba, Spain

Soon after the Plaza Mayor was built in Madrid, its design was copied by other cities, even ones very distant from the capital. The Plaza de la Corredera in Córdoba is the only quadrilateral square in the south of Spain and Andalusia, developed by the architect Antonio Ramós Valdés of Salamanca. In 1683, on the site of an esplanade, which historically had been a Roman circus, and subsequently a trading area during the city’s Muslim era, he constructed a giant, semiregular quadrilateral, slightly smaller than the one in Madrid.

After it was built, the square was used for various purposes, serving as the grounds for temporary trade fairs and an arena for corridas, from which its current name originates. In the area beneath its ground floor arches are the so-called esparterías shops that sell traditional objects braided from plant fibres. Antique shops have existed here for nearly a century.

İstanbul, Türkiye Sultanahmet Meydanı

Meydan alanı, Doğu ile Avrupa arasındaki buluşmanın bazı belirsizliklerine sahiptir. Söz konusu tek bir meydan değildir, aynı adı taşıyan iki birleşik meydan var. Resmi adı Sultanahmet Meydanı olmasına rağmen, Ayasofya ile Mavi Camii olarak bilinen Sultan Ahmet Camii’nin arasında, genellikle Ayasofya Meydanı olarak adlandırılan ve ortasında bir çeşmesi olan bir meydan bulunmaktadır. Roma döneminde Augusteion ismindeki Augustus’un Foru olduğu yerde bulunan bir bahçe meydanıdır. Paradoksal olarak, tam anlamıyla park olmamasına rağmen Sultanahmet Camii ve İslam Eserleri Müzesi arasında bulunan uzun meydanın ismi Sultanahmet Parkı’dır, kaldı ki yanında bulunan meydanın parkı çok daha büyük. Dünyada başka hiçbir yerin metrekare başına bu kadar çok fazla tarih bulundurmuyor. Büyük Teodosis’in Dikilitaş’ı aslında Mısır’dandır ve buraya Luksor’dan 390 yılında getirildi. Assuan Granit’te oyulmuş ve 1490 yılında Mısır firavunu III. Tutmes anısına dikilmiştir. Serpantin sütunu ise, Perslere karşı Yunan zaferinin anısına Delphi Apollon tapınağıdan 324  yılında getirildi. Şimdi 2500 yaşında olan bu serpantin sütunu, yunanlıların ellerine geçirilen Fars silahlarının eritilmesinden elde edilen alaşımdan kalıplanmış. Başka bir dikilitaş, onuncu yüzyılda Konstantin tarafından inşa edildi. Bunlara, İmparator II. Wilhelm’in ziyaretin anısına 1900 yılında inşa edilmiş olan bir “Alman Çeşmesi” eklenmektir. Doğu Roma İmparatorluğu’nun sıfır kilometresi, meydanın kuzeydoğu köşesinde hala görülebilen bir mermer sütunuyla işaretlenmiştir. Dahası var. Meydan, aslında Roma Hipodromun arenasıdır.

Split, Hırvatistan, Trg Peristil

Eski Split kente yukarıdan bakıldığında, birinin bina, sokak ve meydanlar yerleştirdiği dikdörtgen bir kutu gibi görünüyor. Split’teki meydanların en ilginç ve en eskisi, Trg Peristil’tir ve yerel halk tarafından yerin tarihi kalbi olarak sayılmaktadır. Meydanın tarihi, oldukça özeldir. Başlarda meydan, 305 yılında Roma İmparatoru Diocletian için inşa edilen, 300 metrekarelik devasa bir alanı olan sarayın iç avlusuydu. Aslında, eski Split kentin yarısı sarayın surları içinde yer almaktadır ve günümüze kadar en iyi korunmuş Roma sarayıdır. Romalılar onu terk ettikten sonra, Slavlardan korunmak amacıyla Salona sakinleri duvarlar arasına yerleşip eski sarayı şehre dönüştürene kadar yüzyıllarca terkedilmiş şekilde kalmıştır. Daha sonra hep şehir olarak kalacaktır. Mekanın ilk başpiskoposu olan Ravenna, Diocletian’ın mozolisini bir kiliseye dönüştürmeye karar verir. O andan itibaren saray avlusu, bir ortaçağ meydanın tüm işlevleriyle birlikte, resmi olarak katedralin meydanı haline gelmektedir. Dönüşümlere uğrar, ancak kırmızı porfir sütunları da dahil olmak üzere, bir takım parçaları korunur.